MENÜ

Oyun Havasına Dönüşen Ağıtların Gerçek Hikayeleri

admin

96

Yok

Oyun Havasına Dönüşen Ağıtların Gerçek Hikayeleri

Bir acıdan doğan, ağıt olarak var olan, ama zaman içerisinde bu özelliğini yitirerek, daha çok eğlenirken akla gelen türkülerdir. Aslında altında yatan anlamı bir merak etsek kolumuzu kaldırıp oynamayız. Fakat, ezgi biraz hızlı girince çok derin anlamlara sahip ağıtlar bile oyun havasına dönüşebiliyor. Türk müzik kültüründe ağıt olarak yakılmış sözlerin dönüştükleri oyun havalarını şöyle sıralayalım:

İp attım ucu kaldı

Sevdiğinin başka biriyle evlendiğini gören bir aşığın acı dolu yakarışıdır aslında bu türkü. O sevmiştir eller almıştır, aşığın için de,  yalnızca acı kalmıştır.

Hey on beşli

Tokat yöresine ait olan bu türküde,  1315  ( hicri) yılında doğan gençlerin askere alınmaları anlatılır.     Arkalarından yakılan bir ağıttır. Öyle ki, savaş genç yaşlı demeden herkesin katılmasını zorunlu hale getirmiş ve on beşliler gittikten sonra bölgede erkek nüfusu da,  kalmamıştır.

Genç Osman türküsü

Bağdat seferi yapılırken yeniçeri ocağındaki en genç çerinin ölümü üzerine yakılan ağıttır. Mehteran marşı olarak dönemde kullanılmıştır. Burada bahsedilen padişah Genç Osman değildir. Dönemin padişahı 4. Murat’tır.

Ankara’da yedim taze meyva 

Bu türkü ağıt olarak doğmuştur ve hatta dikkat çeken özelliği, ölen kişinin ağzından yazılmış bir ağıt olmasıdır.

Sözlerin bir kısmı ise şöyle;

‘Trene bindim de tren salladı

Zalim doktur ciğerime elledi

İyi olursun dedi, geri yolladı

Söyleyin anama anam ağlasın

Anamdan gayri yalan ağlasın.’

Bu kadar çok türküye dönüşen ağıtın varlığı aklımıza şu soruyu getiriyor.

Ağıtlar neden türküleşti?

Türküleşen ya da türküleşme haline dönüşen ağıtların, kaynak noktası ezgi ile buluşmasıdır. Ağıt ölenin ve kaybedilenin arkasından söylenen ve cenazelerde basit bir ezgiyle okunan sözlerdir. Anlamın çoğunluğu söze yüklendiği için, ezgiler çok fazla değer ihtiva etmez. Dönüşümün de,  kaçınılmaz olması bir bağlamdan bir bağlama geçilmesi folklorun içinde mevcuttur.  Bu sebeple zaman içinde ağıtların türküleşmesi ve dönüşmesi olağandır. Her iki kavramın da,  içi içe olduğunu söyleyen birçok halk bilimci bulunmaktadır. Türkü kabul edilebilir bir boyut iken, oyun havasına dönüşmesi kabul edilemez gibi görünse de, burada ezginin öneminin olmaması noktası bu oluşuma zemin hazırlamaktadır.